Bu gadget'ta bir hata oluştu

Bu Blogda Ara

23 Haziran 2010 Çarşamba

Otobüsteki Camı Açan Kahraman Çocuk

Yaz geldi gençler !


Aslında yaz geldi demeye de bin şahit lazım. Nedendir bilinmez, bir yağmur furyasıdır aldı başını gidiyor. Hele haziran başı soğuktu bir de üstüne üslük. Bot giymiştim 4 haziranda yanlış hatırlamıyorsam.

Çok sıcağa dayanabilen biri de değilim, aslında soğuğu da çok sevmem...


Genel olarak değerlendirildiğinde sıcaktan yanayım ama yine de. Baba sıcak iyidir ya, hamam da sıcak ama insan gidince yeniden doğmuş gibi oluyor. Gerçi gitmeyen arkadaşlar var (!) onlar bilemez tabi hamam nasıl bir yer nasıl bir şey. Düşünsene 20 yaşında daha bir kere hamam gitmemiş. Çeyrek asrın pisliği var üstünde. ıyyk..

Süper yer lan hamam. Yatarsın mermere, ohh sıcacık. Serçe parmağına kadar işler o sıcaklık. Üşük terletene de girdin mi, üzerine bir yıkanırsın aman allahım. Affedersin çıktığında sıfır kilometre gibi olursun. Şu fotoğraftaki adamın işine de bir yorum yapayım dedim de, çok dikkatli yorum yapmak lazım o özeni de gösteremeyeceğim için şu an yorum yapmayayım en iyisi.

Hiç iyi tellak denk gelmedi ya bana şimdi fark ettim, erkekleri paso dövüyor puştlar. Keseliyorum ayağına bütün stresini alıyor adam, akşamdan ne kaldıysa aklında.

Çıkınca da havuzun başına oturursun, bir beyaz gazoz ya da bir ayran. Buz gibi, bütün hararetini alır adamın. Sonra da şekerlersin odada 1-2 saat...ve sıfır kilometresin işte.

Şu anda başlığı tekrar okumanızı istiyorum. Evet, ne alaka değil mi? Bende bilmiyorum, yazmaya başladım bunlar döküldü klavyemden.

Toplu taşıma araçları her daim dolu zaten ona bir lafım yok da, kışın olan kalabalıktan çok rahatsız olmayız aslında. Yazın olan çok farklı. Bindiğiniz araçta da klima yoksa, yaşasın kurdeşen dökmek! Zaten olsa da bir çoğu daha çok akaryakıt gittiği gerekçesi ile çalıştırmıyor. Şöforler tam:

+oğlum kliması yok mu bu arabanın?
-var teyzeciğim.
+neden açmıyorsun? terden öldük burada bak arabanın içi bile yanık kadın çorabı kokuyor
-iyi ya teyzeciğim kilo verirsin işte.
+hönk ?!

kafasında olduğundan klimadan da pek randıman beklememek lazım zaten. Tek başınayken açar ama o klimayı. Bazıları da "yenge camları açıyorlar içerisi serinlemiyor ki" diyor. Ulan camlar açılmıyor ki, açılsa açacak millet zaten.

Tahayyül et, otobüstesin böyle ama var ya dışarıda kaldırımda yumurta kırsan pişecek bir sıcak var. Otobüs hıncahınç dolu, camı önündesin diye sevinmektesin ama güneş de karşıdan sana vuruyor. Üstelik cam kapalı. Neden kapalı acaba? Diğer tüm camlar açık bu neden kapalı. Erkekler hemen kendi içinden bir hesap yapar, gerilmek için ne kadar alanım var, güç kolumun ne kadar hareket alanı var, ne kadar sıkışmış olabilir, acaba çekmeli mi yoksa ittirmeli mi, yoksa camda sorun mu var da iptal mi etmişler, tarzında on hatta 15 kadar soru geçer aklımızdan. Bir de yanı başında güzel kız varsa o hesaplar daha da büyür. Açamazsam çok kötü olur, kıza da rezil olacağız. Gerçi açarsam da belki teşekkür eder çok iyi geldi der muhabbetti kurarım diye akar gider. Büyük risktir camı açmaya teşebbüs etmek. Gerçi yapacak bir şey yoktur, teyzeler, amcalar tüm doğal kokularını deodorant ve parfümdan uzak bir şekilde salgılamış, ortamdaki kokuyu affedersin inebileceği maksimum seviyeye çekmiş. Oksijenden eser yok zaten, kendisi otobüs dışında takılmayı daha çok sever. Kalabalığa gelemez hiç.


Böyle bir ortam var. Hele bir de senden önce yanındaki kızın el atıp açamadığı bir durum olduysa ne ala. Camı açmaya çalışıp da açamayan kızın yanına yaklaşıp "müsadenizle" deyip cama öyle bi yapışılır ki ver allah ver, bir anda o cam açılabilir ve o anda er kişi gayet de hakkı olarak(!) küçük dağları ben yarattım modunda siklemez bir tavırla cama arkasını döner ve insanların bundan çok etkilendiğini düşünerek o andan sonra insanların engin zihnine bırakır kendini, elinden geleni yapmış ve kendini kanıtlamıştır zira.

Kız hiç bozmaz genelde kendini. Hatta teşekkür bile etmeyebilir. Şöyle olsa ya senaryo:

"ateşli bir temmuz ayındaydık.. otobüsteki kalabalık toplanmış, çaresizce camı açmaya çabalıyordu. otobüsteki insanların yüzünde armageddon filmindeki liv tyler ifadesi vardı. bense cılız kollarımla "ohffff yaa açılmıoo yaaa pfff çok sıcak oldu burasııı" diye camı açmaya çabalıyordum. bir yandan da kolumun, o camdaki yagli kafa izine gelmemesi için efor sarfediyordum. erkekler ise yandan yandan bakarak bu zorlu görevi üstlenmek istemiyorlardı.. tabii onlar da kendilerine göre haklılar. işin ucunda o camı açamayıp herkese kepaze olmak vardı. hatta bir tanesi melül bakışlarıma dayanamayıp camı açmayı denedi de, açamayıp kendini evanescence konserinde zannedip "going under"ı şuursuzca söyleyerek milletin üstüne attı. birde o çıkmıştı başımıza. be adam açamayacağın cama ne el atıyorsun? bu kızlara da yaranılmıyor zaten.. herkesin umudu tükenmişti. gaz maskemiz de yoktu yanımızda kahretsin. o an bir mucize oldu sanırım. haşmetli görüntüsüyle ve otobüste 2 kişilik yer kaplayan kaslarıyla "ben deneyeyim birde.. bi dk bayan" dedi mucivezi sesiyle.
herkes "var mısın yok musun?"daki yarışmacıların kutudan ne çıkacağını beklerken ki eblek ifadeyle camın açılması için bildiği tüm duaları ediyordu. otobüste adeta bir mevlüt ortamı hakimdi. bense, yanıbaşımda duran ve sadece kastan oluştuğunu düşündüğüm bu insanüstü varlığı seyre dalmıştım. atik bir hareketle -insanlar ne olup bittiğini kavrayamadan- camı dibine kadar açmıştı. yüzünde hiçbir terleme belirtisi yoktu ve koluna da yağ lekesi bile bulaştırmamıştı. bu bir masal olmalıydı.. pembe düşüncelere dalmıştım o an. otobüste ölüm sessizliği hakimdi... sessizliği bozan, benim cırtlak sesim olmuştu: "erkekiiiiiimmmm". insanüstü varlık, cüneyt arkın edasıyla bana döndü ve deliler gibi sarıldı. kaslarının arasında ribozom görevi üstlenmiş gibiydim.. şiddetli bir alkış, dalga dalga tüm otobüse yayıldı. birkaç dk önce bu kasların seyircisiyken, "posteri var mıdır acaba, istesem de odamın duvarına assam keşke.." diye iç geçirirken şimdi o kasların içinde küçüldülçe küçülüyordum. yaşlı teyzelere baktım ağlıyorlardı.. bizse, kuşum aydın'ın programındaki caner'le tülin gibiydik..."

Keşke her yolculuk böyle güzel bitse. Oysa bir çoğu, ter, nefes, osuruk, pide, lahmacun ve nicelerinin koku sentezi ile beynimizde bıraktığı kalıcı hasarlarla, her bindiğinizde lanet okuyup, şuursuzca küfür etmemize olanak sağlar.

Efenim iyi akşanlar, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa. (Rehacığım öğretti)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sayın Seyirciler !