Bu gadget'ta bir hata oluştu

Bu Blogda Ara

17 Haziran 2010 Perşembe

Vuvu Zela ! Vuvu Girls !

Dünya Kupası!


Ne büyük heyecan, dünyanın en önde gelen milli takımları kozlarını paylaşmak üzere bir organizasyonla aynı çatı altında toplanıyor. Futbolcusu, kalecisi, teknik direktörü, doktoru, malzemecesi, sucusu, masörü, antrenörü, amiri, memuru hepsi vatandaşı oldukları ülkenin halkına, bayrağına gurur yaşatma çabasında.


Birçok cephesi var aslında dünya kupasının. Seyirci boyutu var, çalışan boyutu var, sporcu boyutu var...



Seyirci olmak sanırım en keyifli boyutlardan biri. Hele ki gün içerisinde vaktiniz varsa, ya da o günkü fikstürde bir akşam maçı varsa, akşam çerezinizi, biranızı alıp televizyon karşısına geçip maçları bir bir izlemek kadar keyifli bir şey olamaz sanırım. Sevgili de ofsayttan anlıyorsa beraber izlemek daha da keyifli olabilir. Neden olabilir diyorum onu yazının ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.


Çalışan boyutu var tabi bir de. Şimdi bu boyut da ikiye ayrılıyor, dünya kupası süresince kupanın organizasyonu dahilinde iştirak eden herhangi bir kurum için çalışma, diğeri ise tamamen alakasız normal her gün kalkıp, gidip çalışıp akşam evinize döndüğünüz iş'tir. Ha kimileri sabah kalkıp çalışır, kimileri akşamları kalkıp çalışır. Yaptığınız işle ilgili bir detay bu.






Gece hayatı diye tabir ettiğimiz sektörde çalışan insanlar bir alkış hak ediyor bence. En basit örneğinden bir yere eğlenmeye gidiyorsun, yiyorsun, içiyorsun, bazen kendini kaptırıp sarhoş oluyorsun, oraya buraya kusuyorsun, belki altına bile kaçırıyorsun (oha artık!), oradaki personel de hiç gıkını çıkartmıyor. Üstüne üslük sana yardımcı olmaya çalışıyor ve o haline katlanıyor. Hizmet sektörü oldukça zor, tabi daha farklı sektörler de var gece faaliyet gösteren. Bir kısmı yaptığı işin hakkını fazlasıyla verip karşılığını hak ederken bir kısmının biraz beleşçi olduğu kanısındayım.


Gece taksicilere tavım'dır. Gündüz de kullanıyor o arabayı. Gece farklı bir efor görmüyorum ben ya da farklı bir hizmet. Niye gece 12'den sonra x2 oluyor ücret, ya da x1.5 ya da öyle bir şey? Şöyle bir diyalog olmuyor yani:


-selamınaleyküm
+hoşgeldiniz efendim
-abi arnavutköye doğru lütfen
+hay hay başımla beraber. efendim bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.
-(noluyor lan)
+yolculuğunuz süresince bir şey içmek ister misin acaba?
-(ibne midir nedir) yok abi ne içmesi sağolasın, zurna gibi oldum zaten mekanda.
+peki efendim siz bilirsiniz, lütfen yolculuğunuz süresince yapabileceğim bir şey olursa haberim olsun.


Böyle bir muhabbet olmuyor yani, çat çat çarpı iki atıyor taksimetre. He hakkıyla kazanan da var tabi.
Hatta pazarlık edip anlaşamadığınız, zaman zaman içinizden hadi be hacı be, he desen nolur yani dediğiniz durumlar dahi olabiliyor. Bar girişlerinde bazen dam sorunu olur erkekler için, bodyguard tanıdık değilse ya da guard başı Kemal amcanızın 200'lük fotoğrafını verebilecek gücünüz yoksa kapıda kumdan kale yapabilirsiniz. Ya da hadi be hacı be, gireyim ben işte diye yalaklanabilirsiniz bodyguarda.

O değilde şu anda başlıktan çok uzakta bir yerlerde olduğumu hissettim.




Demek istediğim kupada taraftar olmanın tadı da bir başka, nasıl herkesin kendi çocuğu kendine en güzel geliyorsa bence herkesin de taraftarı kendisine en çoşkulu geliyordur. Hele bir de destek olma şansınız varsa, Türkiye katılmadı gerçi ama yani şimdi herkes de kalkıp Güney Afrikaya gidemez ki?


Ben kupadaki en zor görevlerin futbolcuların olduğunu düşünüyorum. Her yönden işleri çok zor:

-Başlarında muhtemel olarak kendi söylediğinin dışında yapılan her harekete söven bir hoca.
-Müthiş bir atmosferik baskı.
-Hizmet ettiği milli takıma başarı kazandırma çabası, olası bir hata ile takımın kupadan elenmesi.
-Güney Afrikanın resmi çalgısı olan Vuvuzela ! Ben anlamıyorum ki nasıl bir şey bu, deliksiz zurna gibi. Bizim Türkiye'de okulda flüt çaldırırlar adama. İyi kötü her türk üç beş nota çıkarır. Bunların sözlüleri nasıl oluyordur ki?

"Itemenge? Oğlum sen çal bakayım kara gözlü çingenemi.". "Hocam, kızım ben". "Geçerli bir açıklama değil bu, otur sıfır."

-Taraftarların alkışı var, yuhalamaları var, çığlıkları var...
-Eminim ki hazreti messi olsa da illa ki heyecan oluyordur, dünya kupası lan boru mu...
-Taraftar demişken, farklı taraftarların bir sürü etkileri var tabi.

Profesyonel bir futbolcusun, müthiş bir ara pas aldın, top var, sen varsın, kaleci var. Tam vuracakken arkadan rakip takımın domuz gibi yarmalarından biri geliyor hayvan gibi kayıyor. Haliyle düşüyorsun.

Karar Penaltı !!!

Üstelik brezilya ile mücadele edilen bir maç!

Topu penaltı noktasına koydun, gözleri kapadın,içinden Elhamı okudun. Yavaş yavaş 3 adım geriye çıktın. Hakem düdüğünü çaldı. Gözlerini açtın,...














..."Tanrıçaların dünyasına hoş geldiniz". Buyur hadi at penaltıyı, demin çok konsantre olmuştun. Noldu? Kurudun kaldın kale arkasında taraftarı görünce?


Tabi bu sırada tüm kameralar futbolcunun dağılan ilgisini fark edecek ve bir anda tüm kameralar bu kızımızın üzerinde olacak. Kız demek bile gelmiyor içimden. Adı yok bence bunun Türkçe'de.

En başta maçları sevgiliyle izlemenin keyifli olabileceğini söylemiştim. Şimdi ne bileyim, bir mozambik-güney kore maçını izleyin abi sorun olmaz. Ancak böyle sahada oynadığı topla değil, farklı faktörleriyle de iddialı olan takımların maçlarını izlemek pek sağlıklı olmayabilir ilişkiniz açısından. Başlıcalarını sıralamak gerekirse:

  • Brezilya
  • Arjantin
  • Uruguay
  • İsveç
  • Hollanda
Hollanda bu grupla çok çok yarışabilecek durumda olmasa da, şöyle bir genelleme yapılabilir.

Güney Amerikalı bayan taraftarların tadı bir başka oluyor !




Ne diyeyim ki daha. Brezilyalı taraftarlar hakkında yorum yapmamaya karar verdim sanırım.

Evet bakınız, bir arjantinli taraftar.

Şimdi sen almışın biranı çerezini televizyon karşısında maçı izliyorsun, oyun durakladığında da kameramanlar sağ olsun gözlere bayram yaşatıyorlar. Sevgiliyle izlenen maç nası olur ki, sen orada kendini tamamen kaybetmişsin. Hunharca kızları dikizlemektesin, salyan sümüğün birbirne girmiş. Sonra hem azar işiteceksin.

Bu sefer "bıdı bıdı vık vık, git o zaman o kızlarla seviş" "aşkım ne alakası var?! (oha ! ne kadar mükemmel olurdu lan =D)" böyle uzar gider...

İki gram maç keyfin var zaten onu da, aç aç aşk-ı memur başladı, o başladı, bu başladı diye p*ç ederler. Ya da sen nereye oturduysan, oturduğun yer ile televizyon arasında kalan zemin kesin süpürülmesi gerekiyordur (!) ve vuzuzelaların yerini mükemmel arçelik elektrikli süpürgenin sesi alır.

Bu tarz görüntülerden alıkoymak için her şeyi yapabileceklerini düşünüyorum. Gerçi haklılar yani. Bende kız olsam muhtemelen her türlü tacizde bulunurdum. Yalnız çok daha etkili yöntemler var bunun için, süpürge sesi ve araya girme ne..?

Birkaç arkadaşım vardı küçükken süpürge sesinde uyuya kalıyorlarmış belki onlarda işe yarar da, bir şey yapıyorsunuz bari caydırıcı olsun.

Bu kız ispanyalı mı acaba bilemedim...

Bu arada belki böyle genellemek çok yanlış ama yaptığım tespitlere göre en mazot taraftar fransa ve italyada. İstisnalar illa ki vardır da abi ben daha güzelim onların kızlarından.




Bu kızımız güzelliği ortaya çıkmasın diye vatandaşı olduğu ülkenin renkleri ile yüzünü boyamış mesela. Sevgilisi var herhalde, tanımasın diye de yapmış olabilir. Çok sağlam uydurdum ha...









Yok daha yazamayacağım. Şşt ! Erkekler siz siz olun, dünya kupası maçlarınızı sevgilinizle izlemeyin.

İsveçli gençlerden hiç bahsetmedik. Lüzum yok gerçi, her şey meydanda zaten.

Hadi iyi seyirler.








Edit: Güney Kore de olmaz, sakıncalı, süpriz sever kızlar var. Fazla istisnalar gördüm, tezimi çürütmeye yönelik. Mozambik-X olsun. Onu da siz belirleyin, yorum olarak yazın.




6 yorum:

  1. olum benım hatunu koymussun hemen oraya kızıcam hee ele güne reklam yapıosun kızı kaptırıcan sonunda:S

    YanıtlaSil
  2. abi, yazı fotoğrafların gölgesinde kalmış biraz :P
    -ooo ne okuyosun bakalım?
    +bir şey okumuyorum, fotoğraflara bakıyorum sadece :)))

    YanıtlaSil
  3. evet, oldukça zorlandım yazarken :P :D

    YanıtlaSil
  4. sana puanım 0.9 kanka. Hande olaya el koydu:D

    YanıtlaSil

Sayın Seyirciler !